Sayfa yükleniyor... 8 Saniye kaldı.

Geçmişle Sohbet'te Birinci Bölümün Değerlendirmesi

Geçmişle Sohbet'in 52 haftalık ilk bölümü biterken, ilk bölümün değerlendirmesini yaptık.
Geçmişle Sohbet'te Birinci Bölümün Değerlendirmesi

Geçmişle Sohbet fikri nasıl çıktı?

Aslına bakarsanız ben tarihimizle ilgili şeylere hep ilgi duymuşumdur. Bir büyüğümüzle daha önceki senelerde denk geldiğimizde, onların anlattığı hikâyeleri ilgiyle dinlemiş ve her aman benim merakımı celp etmiştir bu yaşanan gizli tarihimiz.

“Geçmişle Sohbet” fikrinin aslında ilk tohumuysa benim 2014 yılında çıkardığım “Eskil Ekonomisi” dergisini çıkardıktan sonra ekildi. O dönem, ben ikinci bir dergi için eğer zaman bulursam –Ki o zamanlar Gaziantep’te eğitimimi gördüğüm için, Eskil’de çok fazla zaman geçiremiyordum- “Eskil Siyaseti” isimli ikinci bir dergiyi çıkarmayı hayal ediyordum. Bu dergide Eskil’in tüm belediye başkanlarıyla ve öte dünyaya intikal edenlerin birinci dereceden akrabalarıyla o dönemlere ait bilgiler alıp, bunu yayınlamayı düşünüyordum. Fakat gel zaman, git zaman buna fırsat bulamadım.

Daha sonra Tuz Gölü Gazete’mizi çıkarmaya başladık ve bu fikirde açıkçası unutulup gitmişti. Bir gün Kadir Altan abi bana sosyal medyadan bir şey yazdı. O mesajında dedi ki, “Ali Yeşil emmi muhacir hayat hikâyesini anlattı, bence Ali Emmiyle röportaj yap çok güzel olur, insanlar okur” dedi.

İşte bu mesaj “Geçmişle Sohbet” köşemizin toprak üzerine çıkan ilk filiziydi. Herkesin ayrı bir tarzı vardır ben özellikle işimle alakalı bir mevzu olduğunda her zaman kullandığım bir taktik vardır. Önce her şeyi kafamda kurgularım, hayal ederim, nasıl yaparsam ne gibi sonuçlar alırım gibisinden zihinsel provalar yaparım.

İşte bu fikrîde günlerce düşündüm ve sonrasında da her yeni fikirde olduğu gibi çevremdeki fikrine güvendiğim insanlara sordum. Şöyle bir fikrim var, “Ne diyorsunuz?” diye. Çevremden aldığım yorumların, hepsi olumluydu ve sonrasında 2018 yılının Temmuz 17’sinde Yahya Kemal Güdendede hocamla ilk sohbetimizi yaparak sohbetlerimize başladık.

Ben buradan fikri tekrar gün yüzüne çıkmasında, en büyük sebep olan Kadir Altan abiye tekrar teşekkür ediyorum.

“Geçmişle Sohbet”te nasıl bir politika izlenildi?

Aslında ilk çıktığında, “Geçmişle Sohbet”in mahiyeti hakkında çok bir şey yoktu. Sadece çok güzel fikirdi ama yolumuzu belirleyecek olan okurlarımızdı. Ben her hafta gazetem çıktıktan sonra sokağa çıkar ve mini anketler yaparım. Sosyal medyadaki ve sitemdeki gazetem hakkındaki tüm yorumları okur ve aklımın bir köşesine not ederim.

Bizde belirleyici olan okurdum. Bugün gazeteyi insanlar okumadıktan sonra kağıt parçasının hiçbir anlamı yoktur. O zaman okurun istediği şeyi vermek biz gazetecilerin en büyük görevlerinden birisidir. Hep bu anlayışla gittiğimiz için, aslında bizim bir politikamız yoktu, biz okura uyduk.

Örneğin ilk sohbetlerimizde genellikle siyaset konuşuldu. Bu yaklaşık olarak bir 15 - 20 bölüm sürdü. Gittiğimiz her büyüğüme Eskil’in siyaseti tarihi hakkında çeşitli sorular soruyorduk fakat bir zaman sonra hikayelerin büyük bir çoğunluğunun anlatıldığını ve sorulara daha önceki aldığımız cevapların bir benzerini almaya başlayınca okurumuz ister istemez sıkılmaya başladı.

Biz tabii ki her hafta, “Geçmişle Sohbet”in sitemizden okunma sayılarını takip ediyoruz ve okurun tepkilerini ölçüyoruz. Bunu değiştirelim dedik ve ondan sonraki haftalarda daha çok kültürel ve günlük hayata dair sorular sormaya başladık. Örneğin, çocukken oynadığınız oyunlar neydi? En çok hangi yemekler yapılırdı? Eskiden insanlar günlerini nasıl geçirirdi? Gibi.

Bu formatta da bayağı uzun süre gittik fakat bir zaman sonra bu da sıkmaya başladı okuru. Bir format değişikliğinin daha zamanının geldiğinin farkındaydık. İşte o noktada “Geçişle Sohbet” köşemize yeni bir soluk kazandıran hayat hikayelerine başladık. Bu aslında daha önceki siyaset ve gündelik konuların birleşiminden oluşan sohbetlerdi.

Kimi gittiğimiz büyüğümüz siyasetle çok işli dışlı olmuştu, hikayesini anlatıyordu hem siyasi konularda bilgi sahibi oluyorduk hem de o günlerdeki hayata. Ve o günden sonra da “Geçmişle Sohbet” köşemiz hayat hikayelerini dinlemeye devam ediyor. Bu hiçbir zamanda bitmez çünkü herkesin başka bir hayat hikayesi var ve her hayat öyle ya da böyle okunmaya ve dinlenmeye değerdir.

“Geçmişle Sohbet”e misafir edilenler nasıl seçiliyor?

Aslında bu da dönem dönem farklılıklar olan bir konu. Örneğin ilk zamanlarda öyle çok bir seçme yoktu. Benim bildiğim ve sohbetine, bilgisine güvendiğim insanları ziyaret ettik. Fakat “Geçmişle Sohbet” çok farklı bir noktaya geldiğinde bu sefer insanlar bizlere yoğun talepte bulunmaya başladı. Kimi büyüklerimiz kendisi geliyordu büroya, bende konuşmak istiyorum diye ya da oğullar ve torunlar geliyordu babaannemle, anneannemle sohbet yap diye. şu an bile masamdaki not aldığım kağıtlara baktığımda onlarca kişinin “Geçmişle Sohbet” için beklediğini görebiliyorum.

Artık “Geçmişle Sohbet” kabuğunu kırmıştı ve Eskil dışından Aksaray’dan Konya’nın çoğu köylerinden bizlere takip ettiklerini ve çok sevdiklerini belirten mesajlar gelmeye başlamıştı. Doğal olarak, bu da sohbetimize katılmak isteyen insanların sayısını bir hayli artırdı.

En çok beğenilen sohbet hangisi?

Aslında bu çok göreceli bir durum. Örneğin ben bir sohbetten çıktıktan sonra “Bu sohbet harika oldu” diyerek sevinçten uçuyordum gazetede yayınladıktan sonra çoğu kişi bana çok sevmediğini söylüyordu. Veya tam tersi, çok iyi geçmediğini düşündüğüm bazı sohbetlere de çok fazla olumlu mesaj aldığım oluyordu.

Aslında bu konuyu biraz insanların ilgilerine göre değerlendirmek lazım. Fakat benim şahsi fikrim, her yerde söylerim ben çok uzun süre Bayramdüğün Köyü’nden Muzaffer Emminin sohbetini kafaya takmıştım. Bana üç tane hayat hikâyesini anlatmıştı.

Birincisi biçer alma hikâyesi, ikincisi atları çayıra götürme hikâyesi ve üçüncüsü babasıyla ilişkileri. Enfes ve büyük dersler çıkarılacak, hayatın özüne inilebilecek bir sohbetti. Bu sohbeti “Eskiden 300 dönüm tarlası olan adam aç yaşardı” başlığıyla vermiştik ve ben gerçekten bu sohbete bayılmıştım.

Daha sonradan bir Celal usta sohbetleri başladı ki, özellikle ilk sohbeti enfes ötesiydi. Tosun’dan Çavuş emminin, Yeniyayla’dan Mehmet Ali Hoca’nın, Yahya Kemal Hoca’nın, Katrancı’dan Muhtar Yusuf Emminin, Bilezikli’den Numan Noyan emminin, Eski Belediye Başkanımız Niyazi Alçay’ın babası Memiş Hoca’nın, Şavel Boztoprak emminin, Gözerin Ali emminin, Zeki Satıcı ustanın, Necip Emminin ve daha sayamadığım birçok sohbetin tadı hala damaklarımda duruyor.

“Geçmişle Sohbet” köşesinin en büyük önemi nedir?

Her şeyden önce tarihimizi, geleneklerimizi, göreneklerimizi, yemeklerimizi ve insanlarımızın hayatlarını öğreniyoruz. “Söz uçar yazı kalır” demiş atalarımız, biz sohbet ortamında anlatılan tüm hikayeleri kayıt altına aldık. Artık Eskil’imizin tarihi, yaşayanlarının ve o dönemin bizzat tanıklarından dinledik ve biliyoruz. Bu bana göre bu sohbetlerin en büyük getirisi.

Diğer bir meseleyse, hepimiz bir gün öleceğiz ve bu büyüklerimizle hayatlarının sonuna geldiğinde oğulları ve torunları bir hatıra olarak gazetede, Youtube kanalımızda ve inşallah kitabını çıkardığımızda “Geçmişle Sohbet” kitabında büyüklerini yâd edebilecek.

Şu ana kadar kaç misafirimizi kaybettik?

52 sohbet gerçekleştirdik, fakat Mehmet Ali Ceylan hoca, Muzaffer Kesin amca ve Celal ustayla birden fazla sohbet yaptık. Yani 46 tane farklı büyüğümüze köşemizde yer vermişiz. Bu büyüklerimizden Düriye Güç’ü, Eşmekaya’dan eski Muhtar Mehmet Amcayı ve Eskil merkezden Mehmet Dinler amcamızı son yolculuğuna uğurladık.

Vefat eden büyüklerimize Allah’tan rahmet, sağ kalanlaraysa uzun ve sağlıklı ömür diliyoruz.

Geçmişle Sohbet’in en vurucu cümleleri nelerdi?

Aslında bu şekilde yüze yakın vurucu cümle sayılabilir. Örneğin Şavel Emmi, “Eskiden bir evin erkeği bir yere gittiğinde, komşusu o evin etrafında sabaha kadar köpek olurdu. Kimse laf dolaşmasın, sataşmasın diye” cümlesi beni çok etkilemişti.

Zeki Usta’nın çocukluk anılarındaki her şeye merakı ve “çocukken radyonun içinde insan var zannederdim. Bir gün açtım içini ama insan falan yoktu” sözü beni etkileyen sözlerden birisidir.

Taş Mahmut Emmi, “Nahiye müdürlüğü Eskil’e verildi ama ağalar çocukları jandarma tarafından sıkıştırılmasın diye kabul etmedi” sözü, o dönemin ağalarının kendi çocuklarının taşkınlıkları için memleketimize nasıl ihanet ettiklerini anlatan cümlesini hala unutmam.

Murtaza Key emminin, “Eski belediye başkanlarının okuma yazması yoktu, karşısına konan kağıdı okumadan karalardı” sözü, içimdeki ukdelerden birisidir.

Mehmet Ali Hocanın “Eskil’in adı Rum bir azizden gelme” sözü çok büyük tartışmalara sebep oldu ve en çok dikkat çeken sözlerden birisiydi.

Köşemizin kadın misafirlerinden Rahmetli Dürüye Güç yengenin, “Eskiden işten güçten, oturmaya sohbet etmeye zaman bulamazdık” sözü ve Levika Ünlü yengenin “Yaşlılar Eskiden Evin Bereketiydi, Şimdi Gelinlere Göre Çöp Tenekesi” sözü yine kadın misafirlerimizin en vurucu cümleleriydi.

Fakat beni en çok etkileyen söz Kaputaş  Yaylası’ndan Sarvan Emminin kullandığı cümleydi.

Sarvan Emmi, “Her gün başımı yastığa koyar, Allah’ım benim canımı niye almıyorsun diye iki saat ağlarım” cümlesi yaşamak için her şey yapan insanoğlunun, yaşlandığında ölmek için yalvarması gibi acı bir gerçeği yüzümüze vurmuştu.

En komik sohbet hangisiydi?

Aslına bakarsanız neredeyse her sohbetimizde gözlerimizden yaş gelene kadar gülerken bir anda yine gözlerimizden yaş aka aka ağladığımız oluyor. Bu sohbetin seyrine ve misafirimizin hayat hikayesine göre değişiyor aslında. Ama baştan sona kadar gülmekten yorulduğumuz iki sohbet var.

İlk tabii ki herkesin bildiği üzere Celal usta. Gerçekten çok farklı mizaca sahip ve hitabeti, olayları anlatışı mükemmel bir insan. Diğeri de Eşmekaya’nın eski muhtarı Mehmet amca, eşiyle birlikte yaptığımız sohbette, gözlerimizden yaş gelmişti güleceğiz diye.

Geçmişle Sohbet ne kadar sürecek?

Bu yazıyla birlikte ilk bölümümüzün sonuna geldik. Şimdi inşallah bu ilk bölümün “Geçmişle Sohbet 1” adıyla kitabını çıkaracağız. Bu ne zaman olur bilmiyorum ama zaman isteyen bir konu fakat bu kitap Allah’ın izniyle çıkacak.

Gazetemizdeyse “Geçişle Sohbet” okurlarımız ne zamana kadar isterse, o zamana kadar çıkacak. Biz başta da dediğimiz gibi okurlarımıza bağlıyız. Okurlarımız dur diyene kadar, biz “Geçmişle Sohbet” yapmaya ve büyüklerimizi ziyaret etmeye devam edeceğiz.

 

 

YORUM YAZIN